|
Dünya - Yer Kabuğu
reklam6
Yerkabuğu mantoya
oranla daha hafif maddelerden oluşmuştur ve bu iki katman
arasındaki geçiş bölgesi nerdeyse kesin bir sınır çizer. Bu
geçiş bölgesi, böyle bir sınırın varlığını ilk kez saptayan
Yugoslav bilim adamı Andrije Mohoroviçiç'in (1857-1936) adıyla "Mohoroviçiç
süreksizliği" kısaca "M-süreksizliği" ya da "moho" olarak
anılır. Bu sınırın varlığını gösteren en önemli kanıt
yerkabuğundaki deprem titreşimlerinin süreksizlik bölgesinden
geçip mantoya ulaştığında bir denbire hızlanmasıdır.
Yer kabuğu okyanusların ve denizlerin altında uzandığı zaman
"okyanus kabuğu" , kıtaları oluşturduğu zaman'da "kıta kabuğu"
olarak adlandırılır. Okyanus kabuğunun kalınlığı 6-8 km
arasındadır. Oysa ortalama kalınlığı 40 kilometreyi bulan kıta
kabuğu yüksek sıradağların altında 60-70 kilometreye ulaşır.
Okyanus kabuğu üç katmandan oluşur. En alt katman, yerin
derinlerindeki erimiş maddelerin (magmanın) katılaşmasıyla
oluşan korkayaçlardır. Orta katman yanardağ lavrarından, üst
katman ise temel olarak kum ve çamur gibi tortullardan oluşur.
Okyanus kabuğu sürekli hareket halindedir. Bu nedenle kabukta
okyanus sırtları boyunca çatlaklar oluşur ve bu çatlakların
arasından yüzeye çıkan erişmiş maddelerin sertleşmesiyle okyanus
kabuğuna yeni katmanlar eklenir. Bu yeni kabuk sertleşdikten
sonra yılda 1 ile 10 cm kadar ilerliyerek yavaş yavaş okyanus
sırtından iki yana doğru yayılır. Böylece okyanus sırtları suyun
altında yüksek sırdağlar oluşturur.
Yerkabuğu çok sayıda eğri levhanın yan yana dizilmesiyle oluşan bir
bütün olarak düşünebilir. Bu levhalar mantonun oldukça yumuşak
üst katmanına oturduğu için sağa sola hareket edebilir. Okyanus
sırtları, okyanus çukurları ve bazı uzun kırıklar yalnızca
levhaların kenarlarında oluşur; bu kırıkların olduğu yerlerde de
levhalar kayarak birbirinin üstüne binebilir. Levhalardan
çoğunun üzerinde bu levhalarla birlikte hareket eden bir ya da
birkaç kıta bulunur. Nitekim, bir zamanlar iki kıtaya ayıran
okyanus kabuğunun çökmesiyle kıtalar bazı yerde birbirine iyice
yaklaşmış, hatta üst üste binmiştir. Örneğin aralarındaki
okyanus kabuğu cökmesi sonucunda Hindistan ve ile Asya kıtası
çarpışmış ve iki karanın kenarları yükselerek Himalaya
Dağları'nı oluşturmuştur. Büyük ve şiddetli depremlerin hemen
hepsi bu levhaların kenarlarında, bir levhanın öbürünün altına
girmesiyle olur. Aynı biçimde, en etkin yanardağlar da okyanus
kabuğunun ya İzlanda'da olduğu gibi yükselerek sırta dönüştüğü
ya da Andlar'da olduğu gibi çökerek kıtaların altına girdiği
yerlerde bulunur.
Okyanus tabanının yanlara doğru yayılarak genişlemesi çok çarpıcı
bir biçimde kanıtlanmıştır. Bu kanıtlamanın en önemli dayanak
noktası da Dünya'nın magnetik alanının yukarıda anlatıldığı gibi
zaman zaman yön değiştirmesidir. Yerkabuğunun derinliklerindeki
erimiş magma yüzeye çıkarak kristalleşirken bazı mineral
parçacıkları mıknatıslanır. Böylece her biri Dünya'nın magnetik
kutuplarını gösteren küçük birer mıknatısa dönüşür. Jeologlar
yaşları bilinen lav katmanlarının, yapılarındaki mıknatıslanmış
parçacıklar bazen kuzey, bazen güney magnetik kutbuna yönelecek
biçiminde yan yana yerleştiğini saptamışlardır. Bunun nedeni,
bir katmandaki mıknatıslanmış parçacıkların kuzey ve güney
kutuplarının Dünya'nın magnetik kutuplarına uygun olarak
dizilmesi, sonra magnetik kutuplar yön değiştirdiğinde üstteki
yeni katmanda bulunan parçacıkların bir önceki katmandakilere
ters yönde yerleşmesidir. Kısacası okyanus kabuğu magnetik
bantlı dev bir kayıt aleti, yani bir teyp gibi Dünya'nın
magnetik alanındaki bütün değisikleri bir bir kaydetmiştir.
|